sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

18 kişi kendisini tutuyor, 8 arkadaşı var.


04.03.1977 doğumlu, 34 yaşında. şu an yaşadığı yer Ankara. Veteriner Hekim olarak çalışıyor.

Zihinsel Masturbasyon rss kaynağı

Kendim İçin Notlar

Ne mi düşünüyorum? Tüm akli doldurmaları boşalttığımızda yatağımda kıvrılmış uyuyan kedi ile aramda bir fark göremiyorum. İkimizde hava,su,yemek ve fizyolojik ihtiyaçlarımızın giderilmesi içgüdüsü ile yaşıyoruz. Temel içgüdümüz bu; hayatta kalma içgüdüsü... Tekrar içini doldurmaya başladığımızda ben ne yapıyorum bunun için?? Birçok türdeşim gibi günün üçte birinde çalışıp, diğer üçte birinde yorgunluğumu gidermek için uğraşıyor ve kalan kısmında uyuyorum. Missy ne yapıyor peki? Günün 3 te birinde uyuyor ki hangi üçte biri olacağı ona kalmış :) diğer üçte birinde oyun oynuyor doğal olarak... son üçte birlik kısmında ise bize kendini sevdirmek ve fizyolojik ihtiyaçlarını gidermemizi sağlamakla meşgul oluyor... Şimdi kim daha akıllı bunu düşünüyorum... Hah Missy de geldi : ) tam zamanında :)

Crazylittlegreenpumpkin   12 Aralık 2009 03:31  

back to black
hipokondriyak
gafsa
back to black
hora
zero 7

Crazylittlegreenpumpkin   08 Temmuz 2008 02:44  

Hatırlatma:
Veteriner hekimlik neden bir sanattır.
Cerrah imzaları

Crazylittlegreenpumpkin   08 Temmuz 2008 01:25  

Tribal Enfeksiyon:
Semptom: Fizyolojik beynim ile entellektüel (düşünsel beynimin birbirinin farkında ve birbirinden ayrı çalıştığına şahit oldum dün gece...

Crazylittlegreenpumpkin   14 Mayıs 2008 23:33  

OKUDUM. BEĞENDİM.

YALNIZ' IN DURUMLARI

Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.

Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.

Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.

Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.

Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.

Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.

Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.

Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.

Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.

Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.

Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.

Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.

Her susadığında o, kendi çölündedir.

Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.

Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.

Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının..
Her duruşması ertelenir kavgasının.

Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.

Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..

Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.

Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.

Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
O, kendi kendisinin sanığıdır.

Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.

Her leke kendisiyle çıkar.

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.

özdemir asaf

Crazylittlegreenpumpkin   05 Mayıs 2008 01:00  

Uzun süredir beynimin kapaklarını açmamış olmamın verdiği potansiyel coşkunluk ile kelimelerimi yazmıyor adeta tüm suyunu bir anda boşaltan barajlar gibi azgınca kusuyorum artık..Ve bu karmaşa içinde o kadar çok kelime düşüyor ki aklıma..Sebepsiz yere brulör demek istiyorum ve aynı nedenden seni seviyorum.. Çok uzun süredir ben ile başlayan cümleler kurmadım ve bu büyük bir eksiklik sanırım... Kendimi sildikçe cümlelerimden insanlarda beni siliyor sanki... İnsanın sürekli kendi kişisel reklam tabelası gibi kendini taşıması ve ikide bir ürünü öven çarpıcı sloganlar mı bulması gerekli ne kadar değerli veya değersiz olduğunun anlaşılabilmesi için... Evet sorun bu işte siz kendinizden bahsetmedikçe insanlar sizden bahsetmiyor...Çünkü herkes kendinden bahsediyor... Herkes prime time'da daha çok yer almak istiyor.. Kişisel reklam gibi kişisel ratingimiz de var.. Hatta Sosyomat bile bu güdüyü kullanıyor... Kaç kişi seni tutuyor?? Kaç kişi yazdıklarına puan veriyor??? En çok puan alan ahkamımın yazdığım en boktan ahkam olduğunu farkettiğimde zaten sosyomatın aradığı şeyin BBG çingeneleri , Cem Yılmaz hazır cevapları, ve zekadan yoksun palyaçolar olduğunu anlamıştım... Bunlardan bir hayli var zaten ben eksik kalayım...Cezmi Ersöz mü demişti " Ancak bir benzerim öldürebilir beni"...Ne demek ki şimdi bu?? Her yerde kapitalist sistemin pompaladığı farklı olma isteğini kamçılayan reklam sloganları dururken ve bizler bunu matah birşey zannederken... Herkes farklı olma telaşında..Herkes ileride birgün idolleştirdiği insan olma hayaliyle hayatını harcıyor.. Kimi Albert Einstein kadar zeki olmak istiyor kimi Donald Trump kadar zengin...Halbuki siz öldükten mahallenizdeki çocuklar büyüdükten sonra arkanızdan Ahmet Amca vardı hatırlıoyo musun her bayram kapıdan gelen geçen çocuklara lokum dağıtır harçlık verirdi diye konuştuklarında zaten istediğiniz olmuştur... Herkes dünyaya malolmuş biri olamaz ama en azından çevrenizde sevilen bir insan olma şansınız her zaman var.. Bakıyorum da iyice saçmalamaya başladım

Crazylittlegreenpumpkin   22 Kasım 2007 21:50  

Yaşam,yaşamak,yaşanmışlık,yaşatmak,yaşa,sadece yaşa...düşünme...yaşa...sorgulama..yaşa..analiz etme..yaşa..korkma..yaşa...çekinme..yaşa...üzülsen de yaşa...kırılsan da yaşa... acısa da yaşa..mutlu etse de yaşa...yaşa kendin için...yaşa..bedeninle yaşa..beyninin seni yönetmesine izin vermeden yaşa birazda...sonuna geldiğinde yaşamaktan korkulmuş bir yaşam tutmanın elinde ne faydası var insana?...

Crazylittlegreenpumpkin   13 Temmuz 2007 04:19  

bir salaklık yapmaktan daha salakça olan şey yaptığın salaklığı anlatmaktır.
salaklık yaptığını anladığın an yaptığın salaklığı unutmak en iyisi aslında çünkü bunları ne kadar seyrek yapıyor olursan ol insanlara anlattığında seni yaptığın zekice işlerle değil anlattığın salaklıklarla hatırlamaları daha yüksek bir ihtimal hatta mükemmel olsan bile salaklık yapan biri teselli edilirken "bak geçen xxxx bunu yapmış , o bile salaklık yapıyorsa " tarzında konu olursun. hatta karşıdaki kişi bir anda kendi yaptığı salaklığı unutup sana güler seni gördüünde de sana bunu sorar şööle salaklık yapmışsın doğru mu diye?? halbuki kendi yaptığı salaklığı anlatmaz sen de evet yaptım demek zorunda olduğundan nedense ortam salağı payesini alırsın. hemen akabinde yaptığım bir salaklığı anlatmak isterdim ama yok öyle birşey...
yapmam ben salaklık

Crazylittlegreenpumpkin   11 Temmuz 2007 14:22  

Belirsizlik insanın içinde "belki"leri çoğaltarak oluşturduğu bir boşluk gibidir. Fakat iyimser bir yaklaşımla bu boşluk çok iyi birşeyle dolma potansiyelini de taşır içinde... Hayallerde zaten bunun üstüne kurulur... Bazen depresyonların da kurulu olabileceği gibi... Bazılarımız bu "belki"leri azaltarak bu boşluğu küçültmeye çalışır. Ama tamamen yokolması da bizi hayatın sürprizlerinden yoksun kılacaktır.

Crazylittlegreenpumpkin   04 Haziran 2007 12:40  

Sosyomattaki BEN yazan linke tıklamanın yarattığı garip hissiyat;
Bu BEN linkine tıkladığımda karşıma çıkan şahsiyetin bana yabancı, plastik bir varlık olmasının getirdiği iğrenme ve bu snop ;herşeye ve herkese yukardan bakar tavırlı herifin bende yarattığı sinirin garipliğidir beni bu yazıyı yazmaya iten sebep... Şimdi bu adam hiç ağlamamıştır, gülmez, içip kusup rahatlamaz, sıçarken düşünemezsin ya da kendini rezil ederken göremezsin...Sevmez, sevişmez , üzülmez , üzmez... Tek yaptığı düşünüp yazmak.. Hatta onu bile doğru dürüst yaptığı meçhuldür.. Kısacası ben bu BENden hiç hazzetmiyorum...

Crazylittlegreenpumpkin   29 Mayıs 2007 17:16  

Tüm zaman kesintisiz bir kum saatleri çemberiyse ve kumları atomlarsa; kum saatinin inceldiği yerde oluşmamız ve daha sonra tekrar birleşmek üzere dağılacağımız bir tesadüften öte anlam taşımalı...

Crazylittlegreenpumpkin   29 Nisan 2007 17:26  

This is my password:

VGYHN-UYGHJNB-YHBIJM

Crazylittlegreenpumpkin   22 Nisan 2007 02:49  

Plastik bir dünyadaki tek gerçek renklerdi gözlerimiz..O kadar gerçeklerdi ki korkardı insanlar...Ve biz yüreğimizdeki ışık solgunlaşmasin diye konuşurduk sürekli ve gözlerimiz sürekli arardi kendi gibi gerçek renkleri...Ve yureğimizin ışığından gelen sözcükler boyardı dudaklarımızı davetkar bir kırmızıya...Ama bizim için dudaklarımızdaki eğreti bir Captain Black aroması..O yüzden konuşurduk ya sabahlara kadar...Hayatımızın tütsüsü ortalığı trajik bir dumana boğarak külleniyorken...Bu gibi anlarda her zaman yaptığı gibi Cemal Süreya eğilir bir mısra okurdu kulağımıza...''Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar ; Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça , lafların,dünyaların''... Ve biz gözlerimizdeki bakımsız maviler solmasın diye konuşurduk sabahlara kadar...Uzanırdık birbirimizin yüreklerine , çogaltmak için lafları,dünyalarımızı...Belki bir bardak su yetiyordu saçlarini ıslatmaya ama ummanlar kifayetsiz kalıyordu düşlerimizi ıslatmakta..Ve biz konuşuyorduk sabahlara kadar çünkü nefesimizin buharı yoğunlaşıp gitgide bir damlaya dönüşüyordu..Ve işte o tek damla yetiyordu düşlerimizi ıslatmaya...

Crazylittlegreenpumpkin   14 Nisan 2007 20:53  

Evinin kapısını açtı. Zar zor duyulabilen minik pati tıkırtıları , bacağında o yumuşak sıcaklık ve baskı hissi, frekansı mutluluğa ayarlı bir titreşimin yayılmasıyla beraber duyulan tok bir mırlama ; kendisini karşılayan kedisinin bu mutluluğu paylaşmaya ne kadar istekli olduğunun göstergesi gibiydi... Dışarda tedirgin ve acımasız bir günün ardından evinin o bilindik kokusu ve aşina olduğu sıcaklığına dönmek, bu karanlıkta hiçbir yere çarpmayacağını bilerek yürüyebilmek bile evine olan bağlılığını arttırmıştı. Üstündekileri dikkatlice çıkarıp astıktan sonra bir duş alıp salona geçti. Kendini dokunuşunu çok sevdiği kanepeye bıraktı ve teninden yayılan buhar ve duş jelinin aromatik kokusunun ferahlatıcı etkisini hissederek üstündeki bornozun nemli ve yumuşak dokusu içinde bir süre düşüncelerden uzak oturdu. Müzik setinin kumandasını bulup play tuşuna bastığında odayı dolduran müzik bu zevke ortak oldu. Her zaman Vivaldi nin Dört mevsimini sevmişti zaten ama şimdi neden sevdiğini ve neden aldığı bu zevkin arttığını daha iyi anlamaya başlamıştı..

Crazylittlegreenpumpkin   24 Mart 2007 21:03  

21-12-2006 07:02
kalbime dayalı bir silah nefretim ve tetikteki elim titremekte…. bir süre sonra hayatın çarklarının hiçbirşeye hiç kimseye rağbet etmeden döndüğünü anımsatan metalik bir klik sesi, ardından güçlü bir patlama öyle ki start alan kısa mesafe koşucuları gibi bir anda gözbebeklerim açılıyor ve geçmiş hızla akıp giderken yanımdan zaman izafiyetini tüm çıplaklığıyla gözlerimin önüne sermek istercesine yavaşlıyor olacaklar için , tüm bu sahneye korku unsuru katmaya çalışan keman sesleri gibi kulaklarımda bir çınlamayla beraber genzimde kesif bir barut kokusu, göğsümde bir yanma ilk ve tek hissettiğim ve artık ben bu oyunun bir oyuncusu olmaktan çok uzağım ..bundan sonra ben sadece bir izleyiciyim her şeye uzak kalan,sonra göğüs kemiğimden gelen çıtırtı ve ağzımda safra tadı, içime yayılan sıcaklık bir yandan mutluluğun verdiğine benzeyen ama öte yandan endişelendiren. dizlerimin bağı çözülüyor..tanrım dünyanın ışıkları mı parlaklaştı, renkler daha bir canlı mı yoksa…benim terk ettiğim dünya bu muydu? yapmasa mıydım?

Crazylittlegreenpumpkin   20 Mart 2007 15:20  

Evet çıkıp yaşamak zamanı...

Crazylittlegreenpumpkin   17 Mart 2007 18:48  

Kafam düştü... önümdeki sepete ve tam burnumun üstüne düşüp bir takla attı. Bir yandan canımın acısından burnumu tutmaya davranan ellerimin hala bağlı olmasını hissedebilmek miydi beni asıl şaşırtan yoksa boynumun kalan yerinden akan kanlar üstüme döküldüğünde saçlarımın kirleniyor oluşuna duyduğum tiksinti mi bilemiyorum. Ama yine de faltaşı gibi açık gözlerle orada öylece izledim işte...atardamarlarımdan fışkıran kanın ön sıralarda yarattığı panik ve iğrenme dolu sesler ise çok traji-komik..Elimde olmadan gülümsüyorum bu nedenle..Sonra bu surat ifadesiyle (gözler faltaşı gibi açık gülümser bir ifade) beni sepette gördüklerinde tam da soytarıymış diyeceklerini düşünüyorum..Kahkaha atmak için ağzımı açıyorum ama ne bir ses ne bir hırıltı...Burnum hala acıyor.. Bir de acısız derler bu alete...

Crazylittlegreenpumpkin   12 Mart 2007 02:55  

Aslında metalin omuriliğinize temas etmesiyle tüm elektrik potansiyeli bir anda boşalacağından kafanızda bir şimşek çakması dışında hiçbirşey hisetmezsiniz.

Crazylittlegreenpumpkin   13 Mart 2007 19:15  

geniş anlamda internetin politikalar üzerine etkileri...düşün bakalım..

Crazylittlegreenpumpkin   12 Mart 2007 00:46  

Makinaların dünyasında herşey 1 veya 0 dır. Siyah veya beyaz , iyi veya kötü , doğru veya yanlış, en açıkçası evet veya hayır'dır.... İnsanoğlunu makinalardan ayıran şey 0 ve 1 in yanında bir de 2 olmasıdır. Belki dir bu... İnsanı insan yapan belirsizliğin ta kendisidir aslında... Tüm paranoyalarımızın, hayatlarımız üzerine tüm kuşkularımızın kaynağıdır. Merakımızın sebebi ve sonucudur "belki"....İnsanın kuantum parçacığıdır.Fakat çağımız teknolojisinde bu belki diyebilen işlemci olmadığı için hissedebilen robotlar da yapılamamaktadır.Fakat bunun yerine belki diyebilen başka bir işlemci sürmüştür piyasaya... İnsan... İnternet yoluyla herkes birbirinin hissedebilen tamagochileri olmuş durumda...

Crazylittlegreenpumpkin   08 Mart 2007 02:50  

İnsanların cenneti 3 saniyelik bir reklam filmidir ve herkes o bütün şartların kendilerine maksimum zevki yaşatacağı , maksimum mutlu olacakları 3 saniyelik reklam filminin içinde yer alabilmek için hayatlarını harcarlar aslında... Herkes için değişik bir kareden ibaret değişik bir sahnede değişik oyuncularla çekilmiş değişik objeler ve durumlar kullanılmıştır..Mesela kimi için bu muhteşem romantik bir ortamda geçen duygu yüklü bir sahneyken kimi için yalnızken elinde boğazkere şarabını yudumlayıp bir dağ evinin sıcak ortamında dışarıda yağan karı izlemek, kimi için önüne itilen metalik bir bond çantanın sert bir hareketle ters çevrilip çrakk sesiyle açılması ve son derece gıcır banknot destelerinin görünmesidir. Fakat insan bu cenneti hiçbir zaman %100 yaşayamayacaktır. Çok yaklaşır sadece, teğet geçer sürekli... İnsanları ayıran noktalarda burada ortaya çıkar biraz da... Kimisi bunun imkansızlığını bilmez ve sürekli uğraşır... Kimi bu imkansızlığa ikna olur ve bir eylemsizliğin içine düşer...Kimisi ise bunun sadece kendi akıllarında oluşan bir sahne olduğunu bilir ama bunu diğer insanlara da anlatarak onları kendi cennetini paylaşmaya davet eder... Sürekli o cenneti ifade etmeye çalışır diğerlerine anlayabilsinler diye... İşte bu anlatıcılar sanatçıdır... Ve bu insanlar bu anlatıdan ne kadar para kazanırlarsa kazansınlar hiçbir zaman hisse senedi veya borsaya yatırım yapmazlar... Bu parayla yine kendi cennetlerini yaşamlarında kurma çabasına girerler insanlara gösterebilmek için... Budur aşk hayatlarının karmaşıklığının ve serseri veya deli veya garip damgalarıyla damgalanmaya götüren davranışlarının müsebbibi... Bilirler ki bu cenneti yakalayamayacaklardır ama hiç olmazsa bunu bir şekilde kalıcı kılmaya diğer insanlara da anlatmaya çalışırlar... Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur bazılarının...(Hımm aklıma koku filmi geldi varsa bi etiket oraya da kopyalayım ben bunu)... İşte senin de aklında bu 3 saniyelik reklam filmi var ve onun peşinden koşuyorsun...

Crazylittlegreenpumpkin   06 Mart 2007 10:37  

Biri beni çağdaş olmakla itham ederse o kişiye "bunu ispatın en güzel yolunun ona tekme-tokat girişmem olduğunu ama bunu yapmayacağımı " söyleyeceğimden olsa gerek çağ dışı biri olduğuma kanaat getirmiş bulunuyorum...

Crazylittlegreenpumpkin   06 Mart 2007 02:16  

İnsanın en yetkin ve gelişmiş tür olduğunu iddia eden tek türün yine insan olması zaten yetersiz bir önerme iken yine aynı türün sanayi devriminden beri (yani sadece 200 yılda) kendiyle beraber tüm dünyayı da yokoluşun sınırına getirebilmesi bu önermenin ne kadar salakça olduğuna bir kanıttır. Materyalist düşünce sisteminin ve kendini dünya üzerinde yaşayan en değerli tür olarak görmenin milyonlarca yıllık yaşamı ne kadar kısa bir sürede yokettiğinin farkında olmasına rağmen hala bu çarkların dişlisi olmaya hevesli insanlar ise ne kadar yetkin ve gelişmiş bir tür olduğumuzu açıklar. Dünya üzerinde yaşama hakkını sadece kendisinde gören insanların bu megalomani içerisinde yine kendi türüne şiddet içeren davranışlarda bulunması ise aslında hareketlerimizin bir kurt sürüsü içerisindeki üstünlük kurma davranışlardan pek de farklı olmadığının ispatı gibidir.

Crazylittlegreenpumpkin   06 Mart 2007 00:15  

Süper kahramanların aslında süper olmadıklarına deliller 1:

Bu adamlar süper kahramanlıkları sırasında millete onurdan etikten ahlaktan dem vuran ve kendilerinin çok onurlu ve dürüst bir yaşam sürdüklerini iddia eden kişiler olarak gizli kimliklerinde insani yaşamları için gereken parayı yine kendilerini kullanarak kazanmaktadırlar. Örneğin Örümcek adam kendi fotolarını çekerek Klark kent süpermanin haberlerini yaparak para kazanmaktadırlar. Yani bu adamlar kendilerini sermaye olarak kullanmakta ve kendileri üzerinden haksız kazançlar sağlamaktadırlar. Peki bunun neresi dürüstlüktür? neresi etiktir? Süper Kahramanlar bu bağlamda kendilerini pazarlayan insanlardan farklı değillerdir. Bu yüzden de süper değillerdir... Hem bu adamlar hiç sıçmaz mı abicim yaaa???

Crazylittlegreenpumpkin   01 Mart 2007 02:26  

eskiden şiir yazardım ama artık dönüp onları okuduğumda o kadar yapay ve sığ buluyorum ki ister istemez bana hatırlattıkları için onlardan nefret eder oldum... artık konuşuyorum.. İnsanlara birşeyler anlatıyorum... Bazen bunları sosyomata anlatıyorum bazen çevremdeki insanlara... Ama cümleler kuruyorum., nesneler arasında bağantılar , fikirler arasında köprüler ve derin çözümlemeler bazen... Ama bunları rüzgara bırakır gibi insan hafızalarına bırakıyorum.. Yarın birgün ben olmadığımda insanlar amma garip düşünceleri vardı bu herifin diyecekler belki ama kimse ne düşündüğümü tam olarak benim cümlelerimle söyleyemeyecek...Kimse benim felsefemi başkasına anlatıp dayatamayacak... Bu anlamda buzdan bir heykel yaratan ateşten bir tenim ben... Kendi yokoluşumu da beraberinde getirenim..Bu sözlerim kendine çok güvenen bir peygamber havası yaratabilir ama benden sonra yaşanmayacak bir dinin peygamberiyim ben...Kendime çok güvenmiyorum ve belki de bu yüzden tüm fikirlerimi güvenilmez insanın hafızasına ekiyorum...Yarın sen böyle demiyordun bak buraya yazdığın gibi düşünüyordun diyemesinler diye yazılı birşey bırakmıyorum ardımda..Belki de bu düşüncelerin bana özel ve geneli kaplamadığını düşünüp fazlaca özel tutma isteğimden kaynaklanıyor...Belki de bu kendime ve fikirlerime duyduğum kuşkunun bir eseri...Kim bilebilir ki? Benden başka :D

Crazylittlegreenpumpkin   01 Mart 2007 01:56  

Çalan Parça: Thievery Corporation-Amerimacka (Feat Notch)

Bu şarkıyı ilk dinlediğimde sanırım Mersin'de Selman diye bir arkadaşın 11. kattaki evinde balkonun bir tarafından günbatımını bir tarafından denizi izlerken Ben Akın Selman demlenmekteydik... O yüzden bana hep bir siesta modu katar bu parça...

Crazylittlegreenpumpkin   26 Şubat 2007 04:34  

Crazylittlegreenpumpkin not kutusu rss kaynağı

arkadaşları neler demişler?

Crazy Little Green Pumpkin Who Holds His Breath To Become A Red

Crazylittlegreenpumpkin   21 Ocak 2007 03:46  

Juan Mann Free Hug Campaign

Abrazos Gratis-Free Hug-Bedava Kucaklaşma

Sosyomatlar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. dirty

    dirty

    130 üyesi var. üyelik serbest.

BLOG Crazylittlegreenpumpkin rss kaynağı

adresi: http://crazylittlegreenpumpkin.sosyomat.com/blog


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage